VUSLATA ÖZLEM's profile بِسْــــــــــــ...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
October 08 DUAMIZ NEDEN KABUL OLMUYOR?Duamız neden kabul olmuyor...? Bir gün, mutasavvıf İbrâhîm b. Edhem (k.s.), Basra sokaklarından geçerken, halktan bir topluluk etrafını sarıp şu soruyu sordular: "Yâ İbrâhîm! Bunca zamandır dua ederiz, Hakk Teâlâ duamızı kabul etmez. Halbuki O, Kur'ân-ı Kerîm'inde: "Bana dua ediniz, ben de size karşılığını vereyim ." (el-Mü'min 40/60) buyuruyor. Bunun sebebi nedir?" İbrâhîm b. Edhem (k.s.) cevap verir: "Ey Basralılar! Sizin kalbiniz 10 şey ile ölmüştür. Onun için duanız kabul olmaz:
1. Cenâb-ı Hakk'ı biliriz dersiniz; fakat emirlerini tutmazsınız.
2. Kur'ân-ı Kerîm'i okursunuz; fakat onunla amel etmezsiniz.
3. Rasûlullah (s.a.v.)'i severiz dersiniz; fakat sünnetlerini terk edersiniz.
4. Şeytan düşmanımız dersiniz; fakat ondan korunmaz, üstelik yolundan gidersiniz.
5. Cenneti isteriz dersiniz; ancak cennet için hayırlı ameller işlemezsiniz
6. Cehennemden korkarız dersiniz; ancak günahlara dalarak kendi elinizle kendinizi cehenneme atarsınız.
7. Ölüm haktır dersiniz; fakat ölüm için hazırlıkta bulunmazsınız.
8. Kardeşlerinizin ayıplarını sayar dökersiniz; ancak kendi ayıplarınızla meşgul olmazsınız.
9. Allah'ın verdiği çeşitli nimetlerden faydalanır; fakat şükretmezsiniz.
10. Ölmüşlerinizi götürür kabre gömersiniz; fakat onlardan ibret alıp nefislerinizi ıslaha çalışmazsınız.
İşte bu sebeplerden dolayıdır ki duanız kabul olmaz." buyurmuştur. September 19 ........YUSUF CAN ACI GÜNDÜR İLAHİSİ
MUHAKKAK DİNLEMENİZİ TAVSİYE EDERİM..!!!!!!!!
ACI GÜNDÜR<<<=======| TIKLA DİNLE
September 17 www.yavinat.blogspot.coms.a arkadaşlar !!!
www.yavinat.blogspot.com adında yeni bir yazı paylaşım blogu hazırladık.
yazılarını burada yayınlatmak isteyen kardeşlerimiz yazılarını ovebu@mynet.com adresine maille gönderebilirler.
uygun görülen yazılar yayınlanacaktır. bu noktada katkılarınızı bekliyoruz.
Allah'a emanet olun...
September 13 .........."BEN" DEME SAKIN..!
September 08 ....Arayı Arayı Bulsam İzini
Arayı arayı bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzümü Hak nasip eylese görsem yüzünü Ey sevdiğim (ya Muhammet) canım arzular seni Ali ile Hasan, Hüseyin anda Sevdası gönüllerde muhabbet canda Yarın mahşer gününde hak divanında Ya Muhammet canım arzular seni Yunus meth eyledi seni dillerde Dillerde dillerde hem gönüllerde Arayı arayı gurbet ellerde Ey sevdiğim canım arzular seni YUNUS EMRE
August 23 ...............GÜNAHTAN SONRA NE YAPACAĞIMIZI, ADEM BABAMIZLA HAVVA ANNEMİZ BİZE NE GÜZEL GÖSTERİYORLAR. BİR GÜNAHLA KAYBETTİKLERİ CENNETİ, BİNBİR SEVAPLA YENİDEN KAZANMANIN, EBEDİYEN KAZANMANIN İMTİHANIDIR BU...
EVET GÜNAHLAR KARNEMİZDEKİ ZAYIFLARDIR. AMA BU ZAYIFLARI KURTATRMANIN YOLU BİZİM İÇİN DAİMA AÇIKTIR. HEM DE RABBİMİZİN RAHMETİYLE, BİRİMİZ BİN SAYILARAK... ALLAH'IN ADALAETİ TERAZİSİNDE FAZLA GELEN SEVAPLARIMIZA KARŞILIK, GÜNAHLARIMIZIN BÜTÜNÜ YOK SAYILARAK...YANİ RAHMETLE, MERHAMETLE VE SINIRSIZ BİR ŞEFKATLE...
EY GÜNAH DUVARINA ÇARPIP DURAN! KALK! KENDİNE GEL VE TOPARLAN! DÜŞTÜĞÜ YERDE DURMAK, İMANLI YÜREĞİN İŞİ OLAMAZ. GÜNAH ENGELİNE TAKILIP KALMAK, ONU AŞILMAZ BİR BÜYÜKLÜKTE GÖRMEK, ŞEYTANIN ALDATMACASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.
ŞİMDİ SENİN İŞİN, GÜNAHLI BİR GEÇMİŞİ AYAĞINA PRANGA YAPMAK DEĞİL, SEVAPLI BİR GELECEĞİ KURMAKTIR. AZİMLE, GAYRETLE VE İNANÇLA...
UNUTMA Kİ, GÜNAH DAĞLARI NE KADAR YÜKSEK OLURSA OLSUN, SEVABIN AYDINLIK YOLLARI, DAİMA ONUN ÜSTÜNDEN AŞIP GİDECEK GÜÇTEDİR.
GÜCÜN İNANCINDIR.
VE İNSANLIK KERVANI, BUGÜN HERZAMANKİNDEN FAZLA SENİN ÖNCÜLÜĞÜNE MUHTAÇTIR.
VEHBİ VAKKASOĞLU August 19 ........-ANLAMALI İNSAN -
Bazen olur ya; yorulup kaldığımızda bir yerlerde, yaşamdan bir nefes daha
almak istedigimizde, dönüp bakmalıyız aynaya..
Sırtımızı dönmek fayda etmez dağlara..
Ne zamana kıymalı insan ne de keşkelerine ağlamalı,
bunalıp kaldığında bir köşede.
Yeniden yola koyulmalı, yine yeniden sevebilmeli yokuşları.
Ertelemeye gelmez hayat: Ne varsa bir gün yaparım diye ertelediği, bir yerden başlamalı vakit kaybetmeden.
Her geçen günün adım adım hesabından düşüldüğünü unutmamalı insan.
Bazen değiştirmeli bir şeyleri.
Çok değil küçük şeylerden başlamalı,
bir gün de bir durak önce inebilmeli bazen.
Evine girerken taşıdığı ne kadar dert varsa içinde,
aşabilmeli bazen kapı önündeki ağaca...
Kendiyle barışmalı insan.
Yüreğine takmalı bazen pembe gözlüklerini.
Baktığını değil gördüğünü hissedebilmeli bazen.
Yerinden çıkıp bazen koyabilmeli bir başkasının yerine kendini.
Ağlayana sus demeyi değil,onunla ağlamayı denemeli bazen.
Farkedebilmeli;hayatın gerisinde değil tam içinde olduğunu. .
Sevmenin bir insanı üzmekten daha değerli oldugunu farkedebilmeli bazen.. Sadece söyleyecek bir şeyleri olduğunda değil,
tıkanıp kaldığında da dinleyebilmeli.
Bazen içinden geldiği gibi davranmalı insan aldırmadan kimseye.
Hiç uzaklara gitmeden kendinde aramalı huzuru.
Dünya değişecekse eğer bir gün,
bilmeli dönüm noktasının kendisioldugunu..
Anlayabilmeli ölümün ayrılıktan daha kolay olduğunu,
sevdiklerini kaybetmeden önce.
Sevilmenin bir insanı sevmekten başladığını öğrenebilmeli.
Kötülüğü değil iyiliği emretmeli.
Hatırlamalı sevgilerin paylaştıkça arttığını, acılarında olduğunu unutmadan.. Keske demeden anlayabilmeli, şükretmenin ne demek olduğunu..
Ve unutmamalı insan elinde olanların,elinde olmayanlardan daha
değerli olduğunu..!
ANLAMALI İNSAN ÇOOK GEÇ OLMADAN!
.......Halimi soranlara bir şeyim yok diyorum
Hiçbir şeyim kalmadı zaten, ben doğruyu söylüyorum" Zorluk derecesi vardır yaşamın. Hal-hatır alışmaya müsait olmalı hayatın çileli tarafına…Karşına çıkacak zorluklara karşı eylemlerin olmalı ki! Ha temel sağlamsa yılgınlık uğramaz evine. Öyle kolay yıkılmayacak işler için hazırlıklı olmalısın dostum. Teslim olmuş,samimiyet kokan cümleciklerin olsun. Olsun ki, o cümlecikler ifadesi olunan her şeyi sağlam kılsın. Korkularını yenenler dostun olmalı. Dostun senin dost olduğunu bilmeli bildirmelisin bunu. Doğru söylemelisin! Doğruyla anılmaktır hayat. Ki yine teslim olmanın özündedir doğru olmak.Bu sebeple sen dokuzuncu köyden kovulacaksın,göze alacaksın bunları.Seni onuncu köy sakinleri misafir edecek!.. Bu korku sinyalleri oluşturmayacak bizde. Biz doğrunun peşinde olmalıyı seçmedik mi? Reel olacaktık, dürüst olacaktık. Dava adamı olmayı hak etmek için doğru söyleyecektik. Karşımızdakine biz öyle bir lanse edilecektik ki ; “İşte bu doğru söyler” Dedirtecektik.Her ne kadar doğru söz eğri görünse de fark edilecek önünde sonunda dostum. Tavizsiz yaşam gördük biz doğruyu… Doğru söyleyeceksin ve ALLAH (azze ve celle) seni sevecek. Hayatın derinlerinde gizlidir siyah, hep beyaza art niyetli yaklaşımlarıyla eğlenir! Eğlendiği gibi eğlendirir. Evin en karanlık köşesine çekilmeli,düşünmeli birgünde neler yaptığını.Kaç kez kandırıldığını ve kaç kez buna yeltendiğini.Vicdani muhasebe ile kendini sorgulamalı… Siyah lekeleri daha dünyada iken aklamayı denemelisin dostum! Hayatın acıları,yalnızlıkların hüznü bürüsün! Bu korkutmasın bizleri.Filistin’in acıları korkutamadı onları bilir misin ? Mücadeleden bezmediler görür müsün ? Adları teröriste çıktı ama umursamıyorlar, doğru bildiklerinden şaşmıyorlar duyuyor musun ? İşkencelerin yanından bile geçemeyenler birilerinin ağız suyuna,şirinlik olsun diye laga luga yapıyorlar. İşte dokuzuncu köyden kovulacağımızı biliyorduk biz! O yüzden yılmak gibi bir korkuya kapılmadık. Sabra sarılıp şükre meyletmeyi bildik. Doğru söyledim hayat, özür diliyorum senden. SELAM VE DUA İLE ... ........Esselat u vesselam u Aleyke Ya Rasulallah. Bir vuslat ateşi içimdeki SELAM VE DUA İLE August 16 .............GİTMEYE HAZIRMISIN...?
Kimler yok ki orada! Sıra bize gelmeden önce eksik kalan mânevî vazifelerimizi tamamlamamız gerekmiyor mu? Evet, kimler yok ki orada! Gönülden sevdiğimiz anne, baba ve kardeşlerimiz. Ninnilerini dinlediğimiz nur yüzlü nineler... Sakalını okşadığımız beli bükük ihtiyarlar... Nice büyük insanlar, veliler, peygamberler ve en önemlisi, iki cihan güneşi Efendimiz (s.a.v.) hep orada... Sevdiklerimizle dolu olan bu âleme geçmek için, bir başka doğuş olan ölüm, tek çare... Şair: Öleceğiz, müjdeler olsun, müjdeler olsun. Ölümü de öldüren Rabbe, secdeler olsun. diyerek, sevinç çığlıkları atarken, bu gerçeği görmüş olsa gerek. Ölümü bir müjde bilmek için, sıra bize gelmeden önce eksik kalan mânevî vazifelerimizi tamamlamamız gerekmiyor mu? Bunun için, önümüzde ne kadar olduğunu bilmediğimiz yıllar, aylar, belki de sadece saatler var... July 29 .......
July 01 .....ŞEYTAN VE DOSTLARI (kıssadan hisse)
Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış. Açılış konuşmasında demiş ki: Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz. Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor. Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım? Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar. . Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar. Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız? Şeytan: Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..' Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et ! Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat çalışmalarını ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle! Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler! Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları. Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan: Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombardımanına tut! Araba kullanma esnasında tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur! Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar! Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla! Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse, erkekler bu sevgiyi başka yerlerde arayacaklardı r! Çocuklarına namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et! Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara, konserlere, sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıp birbirlerini vurmaları sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler yerine, taraftar-parti dostluklarını ve dedikoduları teşvik et! İşte plan bu! Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturacakları na, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence bu plan başarılı mı? SAĞLIK MUTLULUK VE HUZUR DOLU GÜNLER GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE... May 30 ....
April 29 .........
April 25 ALLAH'U TEALANIN RESULU VE AHLAKI
Resulullah (s.a.v) güler yüzlü, tatlı sözlüydü, Kimseye fena söylemez, kimsenin sözünü kesmezdi, Sert değildi, yumuşak huyluydu, Edep ve hayâ abidesiydi, Çok mütevazı ve vakurdu, Boş ve lüzumsuz konuşmazdı, Karşısındakini candan dinlerdi, Çocukları çok sever ve onları okşardı, Fazilet sahiplerine saygı gösterirdi, Akrabasını ve komşusunu hatırdan çıkarmaz onlara ikramda bulunurdu, Cömertti, şefkatliydi, Sözünde mutlaka dururdu, Dinlemesini söylemekten fazla severdi, Nefsine hâkimdi, Beyaz giymeyi tavsiye ederdi, Namazı noksansız kıldırandı, Güleceği zaman mübarek elini, mübarek ağzının üzerine koyardı, Kahkaha ile gülmez, fakat daima tebessüm ederdi, Verilen müjdelere şükrederdi, Uyurken mübarek sağ elini, mübarek yanağının altına koyardı, Herkesin istediğini mümkün olan ölçüde yerine getirirdi, Eli çok açıktı, cömertliği deryadan fazlaydı, İlim hikmet çağlayanı, sabır timsaliydi, Atılgandı tehlikeden korkmazdı, heybetliydi, Gelmiş ve gelecek insanların en cesur, en kahraman ve en kuvvetlisiydi, Hanımlarına karşı insanların en yumuşağı ve en ikramlısıydı, Ne yer ne içerse hizmetçisine de aynısını verirdi, Sofradan daima doymadan, yarı aç kalkardı, Temizliğe son derece ehemmiyet verir ve riayet ederdi, Özel işlerini kendisi yapardı, döşeği içi hurma lifi dolu deridendi, Kimseni ayıbını yüzüne vurmazdı, çok adildi, Sosyal adaleti ve kardeşlik hukukunu en güzel O uygulardı, Çalışmaya, ilim ve irfana, icat ve keşiflere teşvik ederdi, Daima Hakk’ın ve haklının yılmaz savunucusu idi, Zulüm ve sömürünün amansız düşmanıydı, İnsanların faydası için kendi rahatını terk ederdi, İnsanlara madde ve mevkiine göre değil, takva ve ahlakına göre değer verirdi, İlim-irfan adap-erkân şiarıydı, Hayatı iman ve cihat olarak görmüştür, Modern medeniyetin öncüsü ve insanlığın manevi mimarıdır, Resulallah(s.a.v) Efendimizin çok yapmış olduğu dualardan biri şudur: “Allah’ım: Fayda vermeyen ilimden, Salih olmayan amellerden, kabul olmayan duadan sana sığınırım.” Peygamberimiz Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Ey mümin, sende şu dört şey bulunursa dünyada elde edemediğin şeylere üzülme: Doğruluk ve sadakat, emanetlere riayet, güzel huy ve yüksek ahlak, meşru çalışıp helalden kazanmak.”
ALLAH’IN SONSUZ SELAMI, RAHMETİ VE BEREKETİ PEYGAMBER EFENDİMİZE VE O’NU ÖRNEK EDİNENLERİN ÜZERİNE OLSUN. April 21 ilginc Degil mi?ilginc Degil mi?
Ilginc,
insan egerki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu miktari cok bulur ama 10 milyon ile magazadan birsey almaya gitse alacak birsey bulamaz...
Ilginc,
insan 10 dk zikir edecek olsa bu zamani cok bulur ama bir film veya mac olsa bir bucuk saatlik zaman onun icin hemen geciverir...
Ilginc,
bir futbol macinin uzamasi insanin hosuna gider ama Cuma namazinda hutbenin birkac dk uzamasi hic de hosuna gitmez...
Ilginc,
insan duydugu dedikoduya hemen inanir ve kabullenir ama kesin dogru oldugunu bildigi birseyi inat ederek hemen kabullenmez...
Ilginc,
insan modayi her an takip eder ama Peygamberimiz (s.a.v ) sunnetini moda gibi bilmez veya bilse de uygulamaz...
![]()
Ilginc,
insan camide bir saat ibadet ederek vakit gecirecek olsa onun icin zaman gecmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun icin cabucak gecer...
Ilginc,
insan namaz kilarken,ibadet esnasinda dunyevi konulari dusunmeyi sever ama normalde Islamiyet'i dusunmekten kacinir...
Ilginc,
insana bir sureyi veya surenin anlamini okumak zor gelir ama bir romani okumak onun icin kolaydir...
Ilginc,
insan konserde ilk siralarda olmak icin caba sarfeder ama camide ilk siralarda olmak icin caba sarfetmez.
![]() Aksine namazin sonunda hemen cikip gideyim diye son siralarda olmak ister...
Ilginc,
bir ayet ya da hadis ezberlemek insanin zoruna gider ama muzik listesi top 10'da olan sarkilarin hepsini ezbere bilir...
Ilginc,
insan ajandasinda bir dini toplanti icin zaman bulamaz ama dunyalik isler icin cok zaman bulur.
Ilginc,
insan Islami konulari dinlemeyi ve anlatmayi zor bulur ama dedikodulari dinlemeyi ve anlatmayi cok sever...
Ilginc,
insan CENNET'e gitmeyi ister ama hicbir sey yapmadan...
Ilginc,
insan hergun birilerinin olum haberini alir, ama yine de kendisinin de birgun olecegini dusunmez...
![]() Ilginc,
insan hergun birgun curuyecek vucudunu daha formda tutmak icin yediklerine dikkat eder, cildine bakim yaptirir ama asla curumeyen ruhu ve kurtulusu icin hic dikkat etmez...
Sizce de ilginc, degil mi? April 19 ŞAHMERAN EFSANESİ
Günümüzden binlerce yıl önce, bugünkü Tarsus kenti civarlarında yedi kat yerin dibindeki mağaralarda yaşayan yılanlar varmış. Meran adı verilen bu yılanlar, çok akıllı ve iyi yüreklilermiş. Arkadaşlığa, dostluğa, sevgiye büyük önem vererek, barış içinde mutlu bir hayat sürerlermiş. Meranların başında Şahmeran denilen eceleri varmış. Genç ve güzel bir kadın olan Şahmeran hiç yaşlanmaz, öldüğü zamanda ruhu kızının vücuduna geçermiş. Geçmişten günümüze kadar gelen bu efsaneye göre Şahmeran'la karşılaşan kişi Camsab'dır. Yoksul bir ailenin oğlu olan Camsab, evinin geçimini arkadaşları ile odun satarak sağlamaktadır. Bir gün arkadaşları ile birlikte bir kuyu dolusu bal bulan Camsab, arkadaşlarının açgözlülüğü yüzünden kuyunun içindeki bal bitince kuyuda bırakılır. Terk edilen genç cebindeki çakıyı kullanarak burada gördüğü bir deliği genişletir ve daha büyük bir yere geçer. Uyandığında etrafının yılan ve ejderhalarla dolu olduğunu görür. O sırada yarı insan yarı yılan olan Şahmeran yanına gelir ve konuşurlar. Camsab kendisine yapılan ihaneti anlatır. Camsab'ın anlattıklarını dinleyen Şahmeran onu kuyudan çıkaracağını söyler. Fakat gençten ömrü boyunca asla yerini söylemeyeceğine dair söz alan Şahmeran ona yeterli miktarda dünyalık vererek genci kuyudan çıkarır. Köyüne dönen Camsab, ülkesinin hasta hükümdarının iyileşebilmesi için Şahmeran'ın etinin önerildiğini duyar ve ses çıkarmaz. Bir gün arkadaşları ile sohbet ederken Şahmeran'ı gördüğünü ağzından kaçırır. Arkadaşları tarafından bu olay padişaha ulaştırılır. Padişah Camsab'ı huzuruna çağırarak Şahmeran'ın yerini göstermesini ister. Fakat Camsab bir türlü Şahmeran'ın yerini söylemez. Kendisine altınlar ve vezirlik ünvanı verileceğini duyan Camsab Şahmeran'ın yerini vezire gösterir. Vezir bazı sihirli kelimeleri söyleyerek Şahmeran'ı altın bir tepsi içinde kuyunun dışına çıkarır. Vezir'in adamları Şahmeran'ı öldürür ve onun etini hükümdara yedirirler, hükümdar sağlığına kavuşur. Efsane, Şahmeran'ın insanoğluna olan sadakati ve iyi niyetine karşılık gördüğü ihaneti anlatır.
Bir rivayete görede yılanlar hala Şahmeran'ı yaşıyor biliyorlarmış.
ilgimi çeken bu yazıyı paylaşmak istedim. Ne kadar da tanıdık bir hikaye, günümüzde buna benzer insanlar yok mu? fazlası ile var.... şu kısa hayatta menfaatleri uğruna karakterini satmak ne kadar akıllıca ve onurluca sizce??? April 17 .........
|
|
|